Köy ve Yağmurlu bir Ahşap Ev Günü

Ahşap Ev Yapımı

Blogda ara sıra fotoğraflarını paylaştığım, birçok kişinin emeğiyle palet tahtalarından yaptığımız geri dönüşüm ahşap ev. Yağmurlu bir günde köy evinde olmak gibisi yok. Korona salgının eve kapattığı şu günlerde köyde, temiz havada toprakla iç içe uğraş vermek ruhen sağlıklı hissettiriyor. Yazıya his katmak için daha önce yayınladığım şu videoyu da şuraya iliştirip devam edeyim.. İlkbahar ve Bahçe İşleri: Köy Hayatı

Her sabah güneş doğarken sisten geceliğini fırlatıp atışını, yer yer yumuşak dalgacıklarını ve pürüzsüz yüzeyini gözler önüne serişini; sisin bir gece ayininin bitiminde dağılan hayaletler gibi, sessizce ormana çekilişini görüyordum.

Henry David Thoreau

Doğanın tüm gücüyle insanlığa savaş açtığı günler geçiriyoruz. Sizce her şey düzeldiğinde bu olaydan bir kırılma yaşanır mı? Gerçekten insan doğaya daha saygılı olur mu? Ben kendi adıma sanmıyorum. Ufak zamanlı bir değişim olur ve sonra daha da kötü bir şekilde boka sarar işler. Bu tezimi stresli anlarda normalde kabul etmeyeceği şeyi kabul eden insan davranışına bağlıyorum. Ameliyat olduğumda 2 gün aç kaldığım süreçte bamya bile getirseniz yerim demiştim. Ne o gün ne de hala bamya yemedim. Değişim için aşırı zor bir şarta ihtiyacım var. Tabi şahsi ve özgün fikrim.

Odun ateşiyle yanan sobada kahve keyfi..

Uzun bir girizgah sonrası yağan yağmur ve ahşap eve gelebilirim artık. Günlük ve yaşanan bu günleri bir yere kayıt etme amacıyla kaleme almak istedim bugünü. Tüm gün çiseleme şeklinde yağmur yağdı. Bu yazıyı yazarken de devam ediyor. Köy evinin camından düşerken sokak lambasıyla turuncu boyanan damlaları seyrediyorum. Sabahtan köyün çam ve kavak ağaçlarıyla yeşil alan yaratan ormanlık alanına gittik. Hem Canon Eos R ile fotoğraf çekmeye hemde yağan yağmurun çam ağaçlarını ıslatmasını izlemek için. Fotoğrafları daha sonra Fotoğraflar sayfasına da ekleyeceğim.

Kuş sesleri ve Çam Ağaçları

Yağmurda yaprakların altına sığınıp en az benim kadar mutlu olan kuşların sesleri eşliğinde ormanda ilerlerken bir kez daha algılarımın ne kadar aktif çalıştığını farkettim. Her sese, çamurlu toprağa sağlam basmaya, dallara değdikçe yığınla boşluğa atlayan yağmur damlalarına dikkat ederken bir yığın kas ve dikkat etmeni odaklı şekilde çalışıyor. Bunu çok seviyorum. Günlük yaşamıma inanılmaz etkisi olan bir beyin jimnastiği. Keşfetmek kelime olarak her yerde popüler olsa da, derin bir manada gelmiştir bana. Keşif insanın merakının sonucu resmen. Yenilikler, bu hisle ışık buluyor.

Camın ardından, ahşap kokusu

Ormanda üst baş çamur edip, güzel karelerle ıslanmış bir şekilde eve geldik. Kahvaltı ardına ahşap evinde sobasını yaktım. Ördek soba diye geçiyor. Sacdan ve hemen ısınıp hemen soğuyor. İçerisine daha da sıcaklığı tutması için ısı tuğlaları döşedim. Fark öyle fazla değil ama harlanınca kıpkırmızı olup zarar gören sobayı bir nebze ömürlendirdi. Çatıyı osb ve sacdan yaptığımız için yağmur yağarken sesini dinlemek çok keyifli oluyor. Camın ardında, evin altında gezen tavuk ve horozlar bugün aşırı ses çıkarıp, solucanla bağlantılı mutluluk çığlığı atsalar da izlemesi keyifli.

Canon Eos R ve fotoğraflar

Sony a6300 kullanıyorum ve video performansından çok memnunum. Ta ki renkleri dışında. Fotoğraf çekmeye Canon 700d ile başladığım için mi, yoksa komşu da pişen daha tatlı olurdan mı bilmiyorum Canon renkleri bana çok keyif veriyor. Yazıya bu da nereden çıktı diyecekler için, bir günden bahsediyoruz yahu fotoğraf çektim deyip kapamak istemedim üstünü. 🙂 Canon ‘un makineyi göndermesi ve salgının başlamasıyla kapanan dükkanlar bende olacağı süreye güzel bir katkı sağladı. Gerçekten de fotoğraf çekmesi çok keyifli bir makine. Düzenlemeleri Adobe Lightroom’da kendi oluşturduğum presetslerle yapıyorum. Aşağıdaki mail kaydına kayıt olanlara gönderme gibi bir düşüncem var, yine yorumla isteyenlere de bir öncelik neden olmasın :).

Yağmur ve kapalı hava güzel ve yumuşak ışık veriyor orman içine. F/4 olmasına rağmen 105mm ile zoom yaparak çekilip biraz da renk verilince sonuçlar beni daha da mutlu etti. Merak eden dostlar için bu kısmı da tamamlamak istedim (sorular için instagram hesabıma burayı tıklayıp ulaşabilirsiniz).

Köy hayatı şehirlerden daha basit ve daha zor. Basit çünkü yapmanız gereken işler belli ve düzen var. Zor çünkü o işler fiziki ve ruhsal güç istiyor. Erken kalmak, soba yakmak, odun kırmak ve bu düzenin devamlılığını sağlamak şart. Bu zorluğun zor olmamasını sağlayacak noktalarda; sevmek ve istemek. Ağaca deyip, yontup bir şeyler üretme isteği, kırıp yakıp özgürlüğe kavuşturmak, toprağa dokunmak ve kokular eşliğinde yaşamak. Tek hayalimiz daimi bir köye yerleşim ve kendi ahşap evini yapmak. Bir gün olacağına gram şüphem yok. Çünkü istiyoruz ve gerçekten böyle yaşamak hayalimiz. Buraya kadar okuduysanız zaten aynı hislerdeyiz. Hepimiz gidelim ve basit ama zor düzenlerimize misafir olalım! :)Böyle düşünen bir arkadaşına yazıyı paylaşıp bir nebze umut ve kendi hayalini düşündürüp gülümseme katabilirsin.

Neredeyse parça parça ama bir bütünlük olmasına uğraştığım günümün ve yazımın tam sonuna geldik. 🙂

Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
trackback
1 ay önce

[…] ve yön katan fikirlerle olgunlaştırıp tekrar başa dönüyorum. Tam bir öğrenme pratiği.. Köy ve yağmurlu bir ahşap ev günü yazımda benzer his ve bahsettiğim olay vardı. Doğaya dönüş kelime olarak haz veren ama […]

trackback
17 gün önce

[…] Ahşap evin balkonunda çay keyfi […]