İlham Kedisi – Arzu Koyutürk

“Fotoğrafları, her posta düştüğü notlar ve adı gibi ilham olacak bir profil, @ilhamkedisi blog yazısı yayımda! Arzu keyifle ve yazdığı şeyleri merakla okuduğum profillerden birisine sahip. Hostes ve bir yığın uğraşla nasıl başa çıkıyor şaşıracaksınız. Kediler, yoga, pastalar, hosteslik daha ne olsun? Yazının sonundaki YouTube ve instagram hesabını takibe almayı unutmayın, keyifli okumalar!”

@ilhamkedisi

– Klasiktir ama bende es geçmeyeceğim, seni tanıyabilir miyiz? 

İsmim Arzu Koyutürk. Ama ‘’ilham kedisi’’ olarak da bilenler olabilir. 29 yaşındayım. Dokuz Eylül Üniversitesi, İşletme mezunuyum. Üniversite dönemi bir proje ile yurt dışına gönderilmiştim. O zaman, o ilk yurt dışına çıkış adımı, bende bambaşka bir ufuk açmıştı. Seyahat etmeyi sevdiğimi fark etmiştim. Tanımadığım insanlarla yabancı bir dilde konuşup anlaşmaya çalışmanın ne kadar özgürleştirici olduğunu deneyimlemiştim. Ve tam da o zaman, bu rüyaya kapılıp şöyle bir laf etmiştim: ‘’Havalimanları benim evim olmalı’’. Nitekim öyle de oldu . Son 5 senedir hostesim 🙂 O yüzden daima şunu söylerim ‘’Ağzınızdan çıkan cümlelere dikkat edin. Siz ihtimal vermeseniz de onlar ağzınızdan çıktıkları an gerçek olmak için size doğru yürümeye başlarlar’’.

– Peki neden ‘’ilham kedisi’’?

Ben hep nam-ı diğer ‘’ilham kedisi’’ desem de artık yakın arkadaşlarım bile beni telefon rehberinde aratırken Arzu yerine ‘’ilham kedisi’’ diye yazdıklarını söyledikleri için hangisinin asıl, hangisinin nam olduğundan ben de emin olamıyorum 🙂 Sanırım  kendime ‘’ilham kedisi’’ demek istediğim güne giderek bu soruyu cevaplayabiliriz.  14 sene önce ilk defa evimizde bir kedi ile yaşamaya başladığımızda, ben de kedi sevdasına hızla düştüm. O günden sonra evim, hayatım değişse bile hep bir kedim oldu hayatımı paylaşan. Yani Arzu eşittir kedi, bu cepte. Yine benzer dönemlerde blog yazmaya başlamıştım. Çocukluğumdan beri günlük yazardım zaten ama kimseler okumasın diye dolapların tepelerine kaldırırdım. Anahtarları olan defterler vardı bilirsin. İçinde yazan en heyecan verici şey ’bugün okula geç kaldım’’  cümlesi de olsa, anılar, hisler kişiseldir ve bir başkasıyla paylaşılmaz gibi bir hissim vardı ve yazdıktan sonra defteri kilitler, kaldırırdım. Bir gün, geçen günlerimi, deneyimlerimi, hislerimi deftere yazmanın içime atmakla aynı kapıya çıktığı hissine kapıldım. Yazdıkça biten ve dolap üstüne kaldırılan defterler, adeta kimseye anlatmadıkça unutulan güzel rüyalar, içine attıkça büyüyen dertler gibiydi.
Bunu değiştirmek için bir blog açtım ve orada deneyimlerimi, anılarımı, sevinçlerimi, başlangıçlarımı, kısacası beni heyecanlı tutan ilham kaynaklarımı herkesle paylaşmaya başladım. Sonra başka mecralarda da bir şeyler karalayıp paylaşmaya başladım ve işte o gün bugündür bendeniz ‘’İlham Kedisi’’.

Instagram profili ve renkleri o kadar güzel ki.

– İlham aldığın kişi/şeyler nedir?

Bana her an her şey ilham verebilir. İlhamı tek bir kişide, tek bir sözde, tek bir filmde bulduğumu söyleyemem. Çünkü bir zaman önce sıkı sıkıya tutunduğum bir fikir, bir süre sonra değişebilir. İnsanlar değişir. 5 sene önce karşılaştığımız bir şey ile bugün birebir aynı şekilde ve şartlarda karşılaşsak bile aynı hislere kapılmayacak kadar değişiriz. Gece yatarken ki ile sabah kalktığımızda ki biz bile aynı değilizdir. O yüzden bence ilham, hayata meraklı gözlerle bakma halinde. Bunu yapabildiğimde evdeki kedilerimin bir davranışı, sokağımdaki ağacın değişen rengi, bir türlü bitiremediğim o kitaba yeniden başlamam ve yine bitirememem, ilk bakışta sevmediğim  biri, radyoda rastgele çalan şarkı, yani sıradan dediğim bir gün bile ilhamlarla dolu olabiliyor.

– Kitaplarla aran nasıl, en son ne okudun?

Kitapları çok seviyorum ama bir kitap kurdu olduğumu söyleyemem. Bir önceki soruda da belirttiğim gibi yarım kalan veya başlayamadığım kitaplarım da vardır. Doğruya doğru şimdi 🙂 En son Jose Saramago – Körlük kitabını okudum. Dünyadaki herkesin sebepsiz yere tek tek kör olmaya başlaması üzerine, standart düzenin geldiği hal ve bu haldeki yeni düzeni çarpıcı ve akıllara zarar bir hikayeyle anlatıyor. Tam da pandemi öncesinde bu kitabı okumam manidar olmuştu. Şu anda da elimde ‘’Yoga Bedeni, Buddha Zihni, Cyndi Lee’’ kitabı var. Yoga eğitmenliğine başladığım bu haftalarda bana ışık oluyor.

Bir sabah bu çocuk ile erkenden uyandık ve “Ay’a Selam”ın hayalini kurduk.

-Yoga ve eğitmenlik süreci

Yaklaşık 2-2,5 senedir yoga yapıyorum. 1 sene önce de yoga pratiğimi geliştirmek ve yoga felsefesini hayatımın içine daha fazla adapte edebilmek için eğitmenlik eğitimi aldım. Eğitim boyunca hocam Mey’e ‘’ben eğitmenlik yapmayı düşünmüyorum ki’’ dedim durdum. Eğitimimiz bitti. Son gün mezuniyet için sınıf arkadaşlarıma kısa bir yoga dersi vermem gerekiyordu. O gün uçuştan gelmiştim. Yorgunluktan ölüyordum. Ders vermenin heyecanı yüzünden de tüm gün karnıma ağrılar girmişti. Sonuçta ben hocalık yapmayı düşünmüyordum, haliyle düşündükçe mahvoluyordum. O akşam, sınıfta tüm korkularım dibimdeyken, bir yoga dersi verdim. Ders başladığında korkularımın, endişelerimin yerinin daha canlı ve keyifli hislere evrildiğini fark ettim. Ders bittiğinde karnımın ağrısı geçmişti ve midem kelebeklerin dans pistine dönüşmüştü. Eve döndüm.

Ertesi gün, o günü unuttum ve yine eğitmenlik yapmayı düşünmemeye başladım. Ama o kelebeklerden biri içimde kanat çırpmayı sürdürmüş olacak ki, yakın zamanda karın ağrılarım tekrarlamaya başladı. Pandemi sürecinde uçuşlar iptal edilince ben de ilk kez aralıksız 2 ay evde kaldım. İtiraf ediyorum, ben o ‘’evde zaman geçirmeye çok ihtiyacım var’’ diyenlerden biriydim ve evde kal çağrıları yapıldığı günden son güne kadar sadece 1 kez dışarı çıktım. Eve ne kadar hasret kalmışım sen düşün 🙂 Havalimanları evim olsun dediğim güne, burdan çok selam söylemek istiyorum.

Hanumanasana – Monkey Splits 🐒

Her neyse, tabii evde kalınca yoga pratiğime ağırlık vermeye başladım. Çok sevdiğim bir sürü yoga hocası ücretsiz dersler vermeye başlamıştı. Herkes kendini, elindekileri paylaşmaya ve bu süreci uzaklardaki birinin kalbine dokunmaya adamıştı. Bu benim de kalbimi kocaman yapıyordu. Acaba ben de yapsam mı diyordum. Ama o karın ağrısı hala devam ediyordu. Cesaretim olmadığını düşündüğüm günler geçer dururken, cesaretli olmak korkusuz olmak demek değildir diye bir yazı okudum. Bunun üzerine düşünüp durduğum günlerden bir gün, tüm bu düşünme hallerimin bir erteleme uzağı olduğunu fark ettim. Ve nihayet başka bir gün de, dur yarın yaparsın şimdi yapma diyen endişelerime rağmen, instagramdan bir duyuru yaparak ‘’Birlikte yogaya başlayalım mı?’’ diye  sordum.

O duyuruya yogaya başlamak isteyip sebepsizce sürekli ertelediğini söyleyenler yazdı. Ortak noktası ‘’yoga’’ ve ‘’ertelemek’’ olan bir grup insanla online platformda toplandık. Korkularım, endişelerim hala benimleyken o gün yine kelebek dans etmeye başladı. Bu sefer ders bitince o günü unutmadım. Eğitmenlik yapmanın bendeki o canlı hislerini tek tek tanıdım ve bunu artık yapmak istediğimi kendime itiraf ettim. Şimdi anlıyorum ki  ‘’yoga eğitmenliği yapmak istemiyorum ki’’ diyen halim de en başından beri aslında sadece korkuyormuş.  O zamandan beri her hafta sonu tanıdık tanımadık bir sürü kişiyle online buluşup yoga yapıyoruz.
Sadece bu deneyim bile bana başlamak isteyip, bir sebeple ertelediğim her şeyi görebilmem için capcanlı bir ışık oldu.
Darısı herhangi bir konuda fark etmeden  ‘’erteleyenler kulubü daimi üyesi’’ olan herkesin başına 🙂

-Hayali kafem

Kulağa paranoyakça geldiğini biliyorum ama evet, hayali bir kafem var; ‘’Cafe Desiree’’. Burası şu anda instagramda ziyaret edilebilen ve gerçek olup kapılarını açacağı güne kadar menüsünü geliştirmeye çalışan ve vegan tarifler paylaştığım bir yer. Herkes gibi benim de bir kafe açma hayalim var. Cafe Desiree hesabını açmadan önce, kendi işimde çok tükendiğimi hissettiğim bir dönemdeydim. Mecburiyetlerimin içinde yakaladığım ve bana iyi hissettiren bu hayale tutundum. Kafayı kafe açmaya baya bir takmıştım. Pastacılık eğitimleri araştırmaya başlamıştım. Gerekirse işi bırakıp, pasta ve ekmekçilik eğitimi almayı kafaya koymuştum ama yine de o eğitimleri alamıyordum. Çünkü tam o dönemde bitki bazlı beslenme ve vegan yaşama kararı almıştım. Maalesef Türkiye’de uzun dönem pastacılık eğitimi veren hiçbir kurum vegan pasta eğitimi vermiyor. Ben de hayalim beni çok sıkıştırsa da, sırf bu uğurda tüketmeyi reddettiğim hayvansal ürünleri kullanmak zorunda olacağım bir yoldan geçmek istemiyordum. İş başa düştü ve kendi kendimi geliştirmeye başladım. Epey bir süre 1 cm bile kabarmayan kekler yaptım. Sağolsun eşim hepsini yedi ve bana geri bildirim verdi. Neyin yerine ne koyabilirim diye, yerli yabancı ne tarifler ne bloglar ne kitaplar okudum durdum. Mutfak bir laboratuvara dönüşürken ben de dönüşmeye ve gelişmeye başladım. Tarif defterim  epey kabarmaya başlamıştı. Baktım kafeyi ha deyince açamıyorum ama bu tarifleri insanlarla paylaşmak istiyorum. Ben de ‘’gerçek tarifleri olan hayali bir kafe Cafe Desiree’’ yi Instagram üzerinde açtım. Yaptığım tarifleri fotoğraflayıp paylaştığım bir yer burası. Sonra şansım döndü ve Barcelona’da profesyonel vegan pastacılık eğitimi aldım. Oradan döndükten sonra, vegan olduğunu söylemediğim de kimsenin farkı anlamadığı lezzette kutlama pastaları yapabilmeye başladım. Dahası bu pastaları artık satıyorum da. Kafeyi hala açamadım belki ama yürüdüğüm yol inanılmaz deneyimlerle şenlendi.

Tesadüfler dünyasına hoş geldiniz! 🙂


Bu isme ilham olan kitabı, Beşiktaş’ta kahve içtiğim bir kafede tesadüfen gördüm ve satın aldım. O zamanlar bu kapağı gördüğümde, bir kafem olursa menüsü böyle olur dediğimi hatırlıyorum. Daha önce dediğim şeylerin başıma neler getirdiğini bu yazıda tecrübe ettik. Bakalım bu cümlem beni ne zaman, nerede bulacak.

– 2020 plan ve hedeflerin neler?

Belki bazılarına delice gelecek ama plan yapmayı bir süre önce bıraktım. Ve hedef koymayı da. Çünkü ne zaman plan yapsam, bu planlar çok istediğim şeyleri gerçekleştirmek üzerine yol gösterici de olsa, bende işe yaramadı. Onun yerine, plan yaptıkça ertelediğimi fark ettim. Aslında bunu her sene sonunda, yeni yılda yapmak istediklerimi yazdığım listeyi sene sonunda görmek dahi istemeyen panik halimi fark edip daha erken de kabullenebilirdim ama, neyse. (Evet bu, kendinizi yakalamanız için güzel bir örnektir :)) Haliyle hayatımdaki planlar ve hedefler kavramları yenilendi.
Hedeflerim bunlar, planlarım da şunlar demek yerine niyetlerim bunlar demeyi tercih ediyorum. Kısa da olsa bir zaman belirtmek yerine, ucunu açık bırakarak, her şeyin doğru bir zamanı olduğunu kendime hatırlatmayı ve bu zaman zarfında niyetlerimin karşısına çıkacak fırsatları geniş bir bakış açısıyla görmeyi tercih ediyorum. Yani ben artık hedef odaklı değilim. Anın içinde, niyetlerim kucağımda bir taraftan onlar için çabalarken , bir taraftan da hayatın bana getireceği sürprizleri kabul etmeye her zaman açığım. Bu bana daha iyi hissettiriyor ve an be an kalbimden geçenlerin ne durumda olduğunu görmemi sağlıyor.

– Zaman ayırıp yazdığın ve emek verdiğin için çok teşekkürler, son olarak sana hangi sosyal mecralardan ulaşabiliriz?

Beni en çok instagramda @ilhamkedisi hesabında bulabilirsiniz. Bir de şimdilerde YouTube ’da seyahat, yoga ve vegan beslenme üzerine videolar çekmeye başladım. Daha çok yeniyim 🙂 Onun dışındaki zamanlarda da, hayali kafeme bir kahveye beklerim. Yalnız ben tarifleri veriyorum, kekleri siz yapıyorsunuz. En azından şimdilik.

Çok güzel videolar var! Abone olmak için buraya tıklayın.
@ilhamkedisi instagram hesabını takip etmek için buraya tıklayın.

İşleniyor…
Başarılı! Listeye girdiniz.

Instagram’da ben: @seyfidurmaz1

0 okuyucu bu yazıyı sevmiş!

Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Sazimenthho
27 gün önce

Sabaha güzel başladım yine, seni okuyarak @ilhamkedisi.. 🙏🏻 Kafeni açmanı dört gözle bekliyor ve farkındalığınla ilerleyişinde başarılarının devamını diliyorum. 🌙🌬