İlham Veren Gezgin: Yasemin Engin

“bu sabah uyandığımda bir mail aldım. Reklam ve çerez mailler dışındaysa içerik, aşırı heyecanlanır hemen açamam. Önce üzerine düşünüp biraz hayal kurarım. Yasemin’e blog yazısı için sorduğumda tüm pozitifliğiyle olur demişti. Yollarda olmasından dolayı aradan vakit geçti. Bu ön gördüğümüz gecikme aslında çok da güzel oldu. Şöyle ki; aklımdan tamamen çıkmıştı. Sabah mail bildirimi gelince o heyecan yeniden kendini hissettirdi, sabırsızlıkla okumaya başladım. Sonra birkaç kez daha okudum. İlham verenler köşesi için gezen, yollarda olan, hayalperest ve “sende yapabilirsin” diyen bir yazı olmuş. Kahve/çay hazırlamadan okumayın derim.. “
Sevgilerle
Seyfi.

Yazar notu:Öncelikle çok teşekkür ederim Seyfi. Bu yolculuğa ilk başladığımda sosyal medyadan ilk destekleyenlerdensin beni. Hep takdir ve motive ettin. Bu süreçte elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Hep aynı döngünün içinde kalmak istemedim. Gezip, öğrenirken, hayatıma yeni hikayeler katarken bir yandan da bunu insanlara daha iyi nasıl geçirebilirim, onlara nasıl ilham olabilirim diye kendimi geliştirmeye çalıştım, hala da geliştirmeye ve öğrenmeye devam ediyorum.

1- Her şeyi kenarı itip, memurluk hayalinden vazgeçip gezgin olan “Yasemin” diye lanse etmek bana garip geliyor. Gezgin olmak, içsel seyahat ve gayet de güzel iş olabilir. -Ki günümüzde çok güzel örnekleri var, onlardansın. Peki bu hikaye nasıl başladı kısaca?

Şöyle bir dönüp düşündüğümde bana da çok garip geliyor o günler. Sırf atanabilmek uğruna boşa geçen 3 koca yıl. Hiçe sayılan emekler. Bu zaman zarfında da çok şey öğrendim. Mesela hayallerime sıkı sıkı sarılmayı.
Herkesin vardır bir çocukluk hayali belki de bir çoğumuzun çocukluk hayali dünya turuna çıkmaktır. Benimde dünyayı gezme hayalim çok küçük yaşlarda bütün benliğime işlemişti. Üniversite yıllarımda kendi kendime karar alabilecek bir birey haline geldiğimde daha iyi anladım. Benim bir hayalim vardı sonu olmayan bir keşfin içine girmek istiyordum. İşte bu zamanlarda otostopla gezmeyi keşfettim.

Niğde @ucurtmakız

Mezun olduktan sonra Kpss’ye hazırlanma sürecim oldu. Aslında atanmak tam anlamıyla benim hayalim değildi. Sadece dünya turumu finanse edebilmek için bir araçtı. Yani kazanacağım parayı daha iyi şartlarda kazanmak istedim. Daha çok iznim ve tatilim olacaktı. Hem memurluk hayatımın 5. yılından sonra 1 yıllık ücretsiz izne çıkma hakkım olacaktı. 5 yıl dolana kadar Türkiye ve Avrupa’yı keşfedecek, 5. yıldan sonra ise o hep hayalini kurduğum dünya turuna çıkacaktım. Yani ben Kpss’ye hazırlanırken bile hep bunları planlayarak hazırlanıyordum. Derken ardı arkası kesilmeyen sınavlar, mülakatlar.. arada sıkışıp kalmıştım. O kuyuya düşünce çıkması çok çok zor oluyor. Sonra dedim ki bu böyle gitmez. Ben bu defteri kapatıyorum. Benim hayallerimi gerçekleştirmek için çok paraya ihtiyacım yok. Ben zaten az parayla gezmeyi defalarca deneyimlemiş biriydim. Sırf ailemi ve akrabalarımı mutlu etmek için bir statü kazanmama da gerek yok deyip. Kendime yeni bir sayfa açtım. Böylece tam zamanlı gezgin hayatım başlamış oldu.

2- Yazının başına herkesin en merak ettiği soru olabilecek o “meşhur” soruyu ekliyorum, “Nasıl bu kadar gezebiliyorsun?”:) Minimal yaşam hayatın için ne kadar geçerli, bağdaşık olsun istedim sorular.

Minimal yaşam, aslına bakarsan benim sonradan öğrendiğim ve uyguladığım bir şey değildi. Her zaman ihtiyacım olanı ve ihtiyacım kadar satın aldım. Marka düşkünlüğüm hiçbir zaman yoktu. Aynı işlevi x ürünü de görüyorsa onu gidip satın alırdım. Dışardan yemek yeme düşkünlüğüm pek yoktu. O, 3 yıllık süreçte hiç abartmıyorum. 13 -15 saatimi kütüphanede ders çalışarak geçirirdim. Çoğu zaman yemeğimi evde hazırlar, yanımda götürürdüm. Üniversitede de gezilerimi otostop çekerek yapardım. O zamanlar hayatıma otostop kültürünü kattığım için en önemli maliyet olan ulaşım maliyetinden kurtuldum. Gezilerime çıkarken sırt çantamda her zaman çadırım ve gerekli kamp ekipmanlarım olur. Konaklamamı çoğu zaman çadırda yaparım. Son zamanlarda sosyal medyadan gören işletme sahipleri de davet etmeye başladı. Veya köylerde, yaylalarda yaşayan insanlarla belli bir muhabbet kurduktan sonra sağ olsunlar onlarda evlerinde misafir ediyorlar. Yani konaklama maliyetim de olmuyor. Bunun dışında alkol, sigara gibi bağımlılık yapan hiçbir şey kullanmıyorum. Genelde gezen arkadaşlarımın en çok maliyeti bu oluyor. Bunun dışında sürekli doğada olduğum için kuaför masrafımda yok 🙂 Ayrıca yolculuk halinde olduğum için kira, fatura gibi dertlerimde olmuyor. Bunların hepsini düşündüğümüzde gezmenin bana abartılacak bir maliyeti yok. Önemli olan kendinde bunu yapabilecek gücü görmek ve yola çıkmak.

Sülüklü Göl, sonbahar

3- Instagram ve YouTube’da içerik üretmeyi günümüze uyarlayıp ne demek istersin? İkisi de çok emek istiyor.

Dışarıdan bakıldığında ya ne güzel geziyorsunuz, hayat size güzel gibi çok fazla mesaj alıyorum. Eminim diğer arkadaşlarımda bu soruyla çok kez karşı karşıya geliyordur. Fakat hiçbir zaman her şey göründüğü gibi değildir. Gezmek bir çok işten çok daha yorucu. Biz bir manzarayı görebilmek, bir yerde kamp kurabilmek için arka planda çok fazla emek veriyoruz. Özellikle otostopla emek emek bir yerden bir yere, türlü türlü maceralar yaşayarak varıyoruz. Doğada; yağmur, çamur demeden hem kamp hem de çekim ekipmanlarını taşımak, yürüyüş anında nefes nefeseyken bir de çekim yapıp o içerikleri çıkarmak çok zor oluyor. Tabi ki ben bunu çok çok severek yaptığım için bu benim gözüme asla batmıyor. Ben zaten o dağı, tepeyi tırmanıyorum. Çıkmışken de merak edenler bilgi sahibi olsun diye o anları kaydediyorum.
Instagram’da sadece paylaştığım fotoğrafı görüyorlardı. Arka planda neler oluyor her şeyden bihaberdi insanlar. Hayatıma YouTube’u da katınca her şey daha şeffaf oldu. Verilen emekleri artık daha iyi anlıyorlar.

4- Yeni seyahat planlarını yaparken nelere dikkat ediyorsun?

Türkiye’de herhangi bir yere yola çıkıyor, oraya gezmeye gidiyor olmak beni hiç korkutmuyor. Türkiye içinde gezmek gerçekten kolay. Çoğu zaman plan dahi yapmıyorum diyebilirim. Gitmek istediğim bölgeyi belirledikten sonra o bölgeye uygun kıyafetlerimi ve kamp ekipmanlarımı ayarlayıp yola çıkıyorum. Genelde gideceğim bölgelerde nerelere gideceğimi az çok biliyorum. Eğer zorlu bir coğrafyaysa daha önce oraya gitmiş arkadaşlarımdan oraya varmadan bilgi ediniyorum. Ya da oraya vardıktan sonra bölge hakkında bilgisi olan kişiyi bulup ondan bilgi ediniyorum. Özellikle uzun soluklu bir yürüyüş yapacaksam önceden mutlaka bilgi ediniyorum. Genelde blog yazılarını da okuyorum. Bunun dışında ne zaman nerede olacağım?, nerede konaklayacağım gibi şeyleri önceden belirlemiyorum. Onu yolun akışına bırakıyorum. Yanımda her daim çadırım olduğu için konaklama derdim pek fazla olmuyor.

5 – En çok görmek istediğin yer, Türkiye’de en sevdiğin yer, kamp kurmayı sevdiğin yer ve son olarak yaşamak istediğin yer? 

Türkiye’de en çok görmek isteyip de hala göremediğim bir kaç yer var. Biri Tunceli Mercan Vadisi’nde bulunan göller, bir diğeri ise Hakkari’de bulunan Sat buzul gölleri.
Yazın geride kaldığı geçtiğimiz aylarda Altıparmak Dağları’nda bulunan yaylaları ve gölleri, Bolkar Dağları’nda pilot tepeyi ve Aladağlar’da bulunan Yedigöller’i çok sevdim. En sevdiğim yerler olarak başta buraları sayabilirim. Doğal güzellikleri beni inanılmaz büyüledi. Bunun dışına Kekova’da bulunan Kaleköyü’nü, yine Likya Yolu güzergahında bulunan Aperlia’yı çok seviyorum. Bu bahsettiğim yerlerde kamp kurmayı da inanılmaz seviyorum.
Ayrıca Mardin ve Kapadokya gibi bölgeleri inanılmaz özel buluyorum.
Biraz daha düşünürsem sevdiğim bir sürü doğal güzellik sayabilirim.
Yaşamak istediğim yere gelince şu an tam anlamıyla yaşamak istediğim yer hakkında bir kararım yok. Çünkü şu an sabit yerde yaşama gibi bir hayalim de yok. Belki bir gün bir yaşam alanım olsun istersem orası Muğla ‘da bir yer olabilir. Üniversite yıllarım orada geçtiğinden olsa gerek ayrı bir yeri var bende.

Pürenli Yaylası

6- Bir ayda kaç gün yollarda oluyorsun, mola verip planlama, dinlenme dönemlerin oluyor mu? 🙂

Hımm o belli olmuyor. Aslında ben hep yolculuk halinde gibiyim. Tabi ki mola ve dinlenme dönemlerim oluyor. Fakat diyelim ki eve döndüm. Muhtemelen halletmem gereken işlerim olduğu için dönmüşümdür. Ya görüşme yapmam gereken yerler vardır, ya da editlenmeyi bekleyen videolar. Bu işlerimi yaparken bir yandan mola vermiş ve dinlenmiş oluyorum. Benim dinlenme şeklim böyle 🙂 Bu süreç en fazla 1 hafta – 10 gün sürüyor. İşlerimi hallettikten sonra tekrar yola koyuluyorum.

7- Eleştiri alıyor musun, dışarıdan göründüğü gibi güllük gülistanlık mı gezmek? Zorlukları neler?

Önceki sorularda aslında buna da cevap vermiş bulundum. Aslında ben buna tam anlamıyla eleştiri diyemem. Ama gerçekten arka planı bilmedikleri için her şeyi güllük gülistanlık sanıyorlar. 1 buçuk yıl önce bir kız arkadaşım benimle birlikte yol yapmak istedi. Ve onu da yanımda Batı Karadeniz’e götürdüm. Hayatında hiç otostopla seyahat etmemiş ve kampı hiç deneyimlememiş biriydi. Kendisiyle 15 gün kadar yolculuk yaptık. Geceleri her uyandığımda gözünü açık buluyordum. Sabaha kadar uyuyamıyordu. Ne zaman bir yere kamp kuracak olsak burası çok ıssız, ya bir hayvan gelirse gibi korkuları oluyordu. Bunun dışında sende tahmin edersin ki güzel manzaralar hep yüksekte oluyor. Bir defasında 1 saat kadar çantasız yürümüştük. Ve inanılmaz yorulmuştu. Artık dayanamayıp dönüp dedi ki. Kızım siz hep böyle misiniz? Bu ne ya çok yorucu. Gerçekten her zaman çekilecek çile değil dedi. Fotoğraflarda her şey güllük gülistanlık, çok güzel görünüyor dedi. Bir kez daha yaptığın işi çok takdir ediyorum, seni yürekten tebrik ediyorum dediğinde gerçekten dönüp baktım ben o kadar zor bir şey mi yapıyordum. Düşününce gerçekten yaptığın şeye aşık olmazsan yapılacak bir şey değildi. Kız arkadaşım benimle yolculuk yaptıktan sonra bazı gerçekleri anlamıştı. Bunun yanı sıra sosyal medyadan ne gibi zorlukları çektiğimizi pek bilmeden öyle destekleyici, motive edici mesajlar alıyorum ki. Eleştiriden daha çok inan bu mesajlar geliyor ve ben inanılmaz mutlu oluyorum. Eksik olmasınlar.

8- Senin izinden gitmek isteyenlere ne önerirsin, nereden başlanmalı, sosyal medya gücü bu kriterlere ne kadar etki ediyor? Fikrini merak ediyorum.

Özelikle hemcislerimden bu konuyla ilgili çok fazla soru alıyorum. Nereden ve nasıl başlayabilirim gibi? Bir de otostopla seyahatten ister istemez korkuyor ve çekiniyorlar. Bir de tabi toplum baskısı var. Nereden başlayabilirim sorusu bana biraz garip geliyor. Ama ben şöyle açıklamak istiyorum. Öncelikle ilk aşamada kişi kendine bir takım sorular sormalı.
Mesela; Sen gerçekten ne istiyorsun? Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun? Ve seni ne mutlu edecek? Kendilerinden bu soruların cevaplarını aldıktan sonra 2. aşama harekete geçmek.
Örneğin hayalleri seyahat etmekse, korkularını bir kenara atıp, cesaretini toplayıp, hazırladığı bir çantayla artık o eşikten geçmek, yola çıkmak. Yola çıktıktan sonra inanın ki her şey çorap söküğü gibi geliyor. Tabiki yine zorluklarla karşılaşıyorsun, her şey güllük gülistanlık olmuyor fakat güzel olan işte bu. O yolculuk halindeyken bütün sorunların altından kalkman. Bu yolculuk sadece gezip, görmek, eğlenmek üzerine olmamalı. Aslında sizi daha güçlü bir birey haline de getirebilmeli. Yolculuk anında hep ama hep bir şeyler öğreniyorsunuz.

Otostopla seyahat etmek istiyorlarsa bunun içinde şöyle önerilerim olacak. İlk kez böyle bir yolculuk yapacaksa kişi mutlaka yanında güvendiği biriyle yola çıkmasını öneririm. Özellikle kadın arkadaşlarım her zaman 2 kişi yolculuk yapmak en güvenlisidir. Yanınızdaki kişinin kadın veya erkek olması farketmez.
Ülkemizin dört bir yanını otostop yaparak gezmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki insanların çoğu her bölgede çok sıcak bakıyor. Hatta hoşlarına bile gidiyor diyebilirim. Ülkemiz insanı inanılmaz misafirperver. Gezginlere öyle çok yardım ediyorlar ki. Bazısı yeri geliyor karnını doyuruyor, bazısı ailesiyle tanıştırıyor, evine misafir ediyor. Neler neler çok güzel anılar var.

Kamp hayatını deneyimlemek isteyenler ise bireysel kamplar yapmadan önce toplu kamp etkinliklerine katılmanızı öneririm. Bu gibi kamplarda kamp hayatına dair çok şey öğreniyorsunuz. Hem insanları gözlemleme fırsatı yakalıyorsunuz, hem bu hayat tarzını seven onlarca insanla tanışıyor, hem de kamp için en önemli ihtiyaçları öğrenmiş oluyorsunuz. Böyle etkinliklerde gerçekten kamp hayatını sevdiğinizi hissederseniz önemli ekipmanlarınızı da buna göre alırsınız.
Yine ilk kez yapacaklar için bahar ve yaz aylarını tercih etmelerini öneririm.

Sosyal medyanın gücüde tabi ki yadsınamaz. Sosyal medyada insanlar sizi takip ettikçe sizinle aranızda bir bağ kuruyor. Yeri geliyor o kişilerin arkadaşı, çocuğu, ablası, kardeşi gibi oluyorsunuz. Aileden biri gibi görüyorlar. Yola çıktığımda şehirlerine geldiğimi görünce hemen yazarlar, tanışmak ve misafir etmek, yemek ısmarlamak, çay/kahve içmek isterler. Sosyal medyayı en çok hayatıma kattığı insanlar yönünden çok seviyorum. Çok güzel insanlar tanıdım.

9- Fotoğraf ve video üreticisi olarak hangi ekipmanları kullanıyorsun, renk düzenlemesi için ne kullanıyorsun, program & renk?

Bu konuda senin kadar iyi olduğumu söyleyemem ama kullandığım ekipman ve programlardan bahsedeyim.
Ben çoğu zaman fotoğraflarımı telefonla çekiyorum. Hala iyi bir fotoğraf makinem yok. Bunun dışında YouTube kanalım için videoları Gopro8 black ile çekiyorum. Ekipmanlarım bunlardan ibaret 🙂
Kullandığım programlar ise fotoğraf düzenlemek için Lightroom, Snapseed. Renk olarak bazen canlı bazen de soft tonlar kullanmaya çalışıyorum. Bu genelde mevsimine göre değişiyor.
Kısa videoları editlemek için kullandığım programlar; inshoot ve Quik
YouTube videolarımı ise Adobe Premier Pro ile editliyorum.

Likya Yolu

10- Benim atladığım senin eklemek istediğin neler varsa, keyifle dinliyoruz? 🙂

Bana bu fırsatı tanıdığın için çok teşekkür ederim. Ben özellikle instagramda kendimi tanıtma konusunda biraz kapalı bir kutu gibi kalıyorum. Tabiki bana soru sorduklarında sana cevapladığım gibi aynı özveriyle cevap veriyorum fakat paylaşımlarımda kendimden ziyade seyahat ettiğim yerler hakkında bilgi veriyorum. İster istemez bu gibi soruları da merak ediyorlar. Senin sayende bu soruları merak edenlerde cevaplarını öğrenmiş olacak. İnstagramdan ziyade YouTube kendimi ifade etmem konusunda daha iyi bir platform. Orada kendimi ve karakterimi daha iyi yansıtabildiğimi düşünüyorum.

Bana bir soruyu da takipçilerime sormamı ve onların en çok merak ettiği soruyu da bonus olarak eklememi istemiştim. Instagram hikayemde en çok neyi merak ettiklerini sorduğumda her zaman olduğu gibi şu soruyla karşılaştım 🙂 Gezilerimi nasıl finanse ettiğimi ve nasıl gelir sağladığımı sormuşsunuz? Eğer baştan sona röportajı okuduysanız zaten gezilerimin bana yeme/içme dışında pek bir maliyeti olmadığını anlamışsınızdır. Ama tabi ki de yine önemli ihtiyaçlarımız için az da olsa bir gelire hepimizin ihtiyacı var. Ben ise gezilerimi yaparken bir yandan da her zaman kendimi geliştirmeye çalıştım. Özellikle fotoğraf ve video konusunda. Yolda ürettiğim içerikleri sosyal medyada paylaştıkça firmalarda kendi ürünleri için içerik üretmemi talep etmeye başladı. Bu şekilde küçükte olsa kazançlar elde etmeye başladım. Tabi ki dünya turu hayalim için yeterli değil. Bu yüzden bir de YouTube kanalı açtım. Şu an para kazandığı söylenemez ama umuyorum ki zamanla gelişecektir. Geliştikçe ufakta olsa dünya turuma katkısı olacağını düşünüyorum. Yani ben elimden ne geliyorsa yapıyor ve var olan imkan ve fırsatları değerlendiriyorum. En azından deniyorum. Hayallerim için gereken emeği gösterdikten sonra elbet karşılığını alacağıma inanıyorum.

Beni dinlediğiniz için, yoluma ve hikayeme bir nebzede olsa ortak olduğunuz için teşekkür ederim. Kendinize yakın hissettiyseniz sosyal medya hesaplarımda sizleri görmekten memnuniyet duyarım. Hayallerinizi asla ama asla ertelemeyin, hiçbir şey için geç değil. Umarım bir gün yollarımız yolda kesişir. Sağlıkla kalın..

@ucurtmakız ‘ Yasemin’in sosyal medya hesapları

2 Comments İlham Veren Gezgin: Yasemin Engin

  1. İlayda 6 Kasım 2020 at 07:38

    Elinize yüreğinize sağlık şok güzel bşr röportaj olmuş

    Cevapla

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir