"Sabah 5'te Uyananlar" kulübüne katılmak için tıklayın.

Ev Yeşili – Gizem Aydoğan | Evimizin Yeşili

240529634 4165731853475997 7317567770619231472 n

Ev Yeşilini bloğumda ağırlamaktan aşırı keyif duyuyorum. Bununla başlamazsam olmazdı. 😊 Gerçekçi olmam gerekirse soruları hazırlarken çok zorlandım. PembeNar.com, Hürriyet.com.tr ve Milliyet.com.tr’de Lifestyle yayın koordinatörü ve daha nicesi, gerilmem biraz normal sanki. 😊 Okuyup, düzenlerken o kadar sırıtarak ve mutlulukla bloga ekledim ki röportajı, eminim ki siz de sanki yanınızda gibi hissini alacaksınız. Bize yorum bırakmayı unutmayın, keyifli okumalar. 🙂

1- Ev Yeşili fikri nereden çıktı? Ben tam olarak “Ev Yeşili” isminin çıktığı o anı merak ediyorum.

Estağfurullah ne demek gerilmek J

Kısaca hikayemden bahsetmeden Ev Yeşili’ni anlatmak mümkün olmayacak. 😊 Üniversite için Yalova’dan ayrılana kadar elleri topraklı bir çocuktum zira ailem meyve ve kivi fidanı üreticisi. Fakat açıkça söylemek gerekirse benim hiçbir zaman meyve-fidan üretimiyle ilgim olmamıştı.
İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce Mütercim Tercümanlık okudum, bir yandan da Milliyet.com.tr’de çalışmaya başladım. Medyadan ayrıldığım güne kadar kabaca 10 yıl boyunca da ağırlıklı olarak kadın segmentinde yayın yapan internet sitelerinin projelendirilmesinde, kuruluşunda, reklam operasyonunda ve içerik üretiminde çeşitli ekiplerle çalışma şansım oldu. Yani hayatım boyunca belirli bir hedef kitle için doğru ve özgün içerik üretmek için uğraştım.

Şunu itiraf etmeliyim ki söz konusu yıllar boyunca bir şekilde yolu bizim eve düşenler hariç gidip seçip aldığım bir tane bile bitkim olmadı çünkü benim bildiğim tek bitki meyve ağaçlarıydı. Onlar da benim ilgimi hiç çekmiyordu. 😊 Ta ki bir gün- sanırım 2017 yılıydı- gazetede yönetimin hediye ettiği bir kalanşo elime geçene kadar. “Yapraktan çoğalır mı acaba bu?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. O gün benim için aslında Ev Yeşili yolculuğunun başladığı gün oldu. Okudukça daha çok okuyasım, araştırdıkça daha çok deneme yapasım geldi. Gazetede dolanır, ölmek üzere olan bitkileri toplar, eve götürür ve onları hayatta tutmaya çalışırdım. Bir ay içerisinde onlarca tür edinip bakımını öğrenmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Ve onlarcasını bir güzel öldürmüşlüğüm de var 😊

svg%3E
Müthiş donmuş bir #opuntia ⛄️ Kışın soğuk alanda, karasal iklim ve/veya kuzey cephelerde, rüzgar ve kar altında bırakılan kaktüslerinizin baharda mor renklerine şahit olabilirsiniz. Böyle de güzel mi? Bence müthiş orası ayrı. Ama önce tropikler ve hassaslar kuytu yerlere. @evyesili

Bir gün yine bu konuya kafa yorarken Türkçe kaynak sıkıntısı yaşadığımı fark ettim. Çok iyi yerli ve çeviri kaynaklar/yayınlar olsa da sayıları ve ulaşılabilirliği az geldi. Üstelik akademik yayınlar da genelde tarım uygulamaları veya bitkilerin doğal ortamındaki incelemeler üzerine.
Evde bitki bakımı ile ilgili hem bilimsel temellere dayanacak hem de herkesin anlayacağı bir dilde olup giriş niteliği taşıyacak Türkçe kaynak azlığı dikkatimi çekti. Hele Youtube’da onlarca Türkçe bitki bakımı videosu vardı ancak birkaç yayıncı hariç çoğunda garip uygulamalar, yanlış bilgiler ve yaklaşımlar gördüğümü hatırlıyorum. Kulaktan dolma bilgiler çok fazlaydı.
Ben bunları düşünür ve dile getirirken bir taraftan da çevremdekiler beni bitki bakımı deneyimlerimi Türkçe yayın yaparak anlatmam konusunda sürekli teşvik ediyordu. Sonunda en azından denemeye ikna olunca isim arama serüveni başladı.
Günlerce evde oturup sevgili eşim Kağan ile isim düşündüğümüzü hatırlıyorum çünkü sevdiğimiz Latince bir deyiş vardır ki bu söz “Nomen est omen – İsim kaderi belirler” der. Ve ben ismini sevmediğim ya da henüz ismi belli olmayan bir projeye maalesef odaklanamam. Aklımıza pek çok ismin geldiğini ama hiçbirinin benim içime sinmediğini söylemeliyim. İsim içime sinmediğinden içerik üretmeye de başlayamıyordum. Bu arayış öyle uzun sürdü ki vazgeçmenin eşiğine geldim ve konuyu rafa kaldırdım. Haftalar geçti ve bir gün şöyle bir sahne yaşandı.

Ben: “Houseplant” veya “Urban jungle” gibi akılda kalacak ve evde bitki bakımını çağrıştıracak Türkçe bir karşılık istiyorum. “Yeşil” “ev” “bitki” kelimelerinden öyle bir şey türetsek ki hem kimse kullanmamış olsa hem eğlenceli olsa… “Şehir orman” çok zorlama olur, çeviri kokar. “Ev bitkisi” sıcak gelmiyor, havada kalıyor. Neyse boş ver ben bu işten en iyisi vazgeçeyim Kağan.
Kağan: Yeşil ev, ev yeşilleri… Ev Yeşili?
Ben: Sevimli sanki bilemedim bir düşüneyim.
İnternet sitesi, Youtube kanalı, Instagram hesabı vs derken Ev Yeşili 1 saat sonra “houseplant” kelimesinin en iyi Türkçe karşılığı gibi gelmeye başladı. En azından bana 😊
İşte Ev Yeşili tam olarak böyle doğdu. Sonrası bolca yeşillik.

2- En merak ettiğim şeyi en başa ekliyorum, en sevdiğin bitki ve neden o?

Ev Yeşili’nin logosunda Monstera deliciosa var. Heybetli görüntüsünü, bir apartmana girdiğinizde veya birinin salonunda köşede sakince ama haşmetli bir şekilde duruşunu çok severim. Hava köklerine de yapraklarına da onların açılışına da bayılırım. Ev yeşili-ev bitkisi deyince aklıma gelen ilk bitki oydu. Sonra Ev Yeşili ismini bulduğum hafta konudan habersiz bir arkadaşım Monsteralı küpeler hediye etmişti bana. Nedense bu bir işaret olmalı deyip logoya onu koymuştum ama en sevdiğimdir diyebilir miyim bilmiyorum. Yani sadece o değildir. En sevdiğimi seçemedim bu arada ama en sevmediklerimi biliyorum. Muhtemelen Calathea türleri! Şaka bir yana çok güzeller ama sizi müthiş yaprakları ile kandırıp sonra bir anda canınıza okuyabiliyorlar. 😊 Lakin sabretmeyi ve doğa üzerinde ne kadar az etkiniz olabileceğini de öğreten türlerdir onu da ekleyeyim. Sabretmekle ilgili bir probleminiz varsa kesinlikle bir Calathea edinin 😀

3- Evyesili.com ve YouTube kanalında vakit geçirirken aklıma sadece şu geliyor “neden bir kitabı yok ki?” ileriye dönük fikir, projeler nelerdir? Düşlediğim kitap fikri de var mı acaba?

Dijitalde içerik üretme fikrini seviyorum. Hedef kitle ile etkileşimde olmak, okuyucu profilini ve tercihlerini bilmek beni heyecanlandırıyor. İçeriklerin analiz kısmı dijital medyada çalışırken üzerine düşünmekten en keyif aldığım bölümdü. Hala da öyle. Sosyal medyanın hayatımıza girişiyle her biri mecra haline gelen bu kanallardaki “takipçi” profilinin farklılığı, bu kanalların algoritmaları ve kullanıcı alışkanlıkları çok ilgimi çekiyor. Yıllar içerisinde hangi içerik türlerinin işe yarayıp hangisinin zamanın gerisinde kaldığını takip etmeyi, adapte olabilmek için sürekli zihnimi güncel tutmak zorunda olmayı seviyorum. 
Kitap yazmak ise benim için çok fırın ekmek yedikten sonra yapılması gereken bir şey, ben haddini bilme konusunda titiz bir insanım. Örneğin hakkında çokça okumuş araştırmış olsam da en az 3 ay bakmadan hiçbir bitki ile ilgili yorum yapmam. İlelebet sürecek bir öğrencilik bu. Umarım bir gün bir kitap yazarak bitki bakımını anlatacak kadar donanımlı bir öğrenci gibi hissederim. Ancak o güne kadar da asıl mesleğimin verdiği sorumluluk ile farklı dillerdeki müthiş kaynakları bitki çevirmeni olarak dilimize kazandırabilmeyi isterim galiba. 😊

4- Pandemiyle birlikte bitkiseverlik epey popülerleşti. En başından beri içinde olan birisi olarak size nasıl hissettiriyor, ne düşünüyorsun bu konuda?

Pandemiyle birlikte eve hapsolunca sanırım herkes “beton” görmeye doydu ve ortamlarını canlı hale getirmek istedi. Çok seviyorum pandeminin bu etkisini. Herkes bitki baksın, herkes bitkisini paylaşsın. Daha güzel ne olabilir! Zira hayatımdaki en stresli dönemlerde beni sakinleştirenler bitkiler olmuştu.

Daha da hoşuma giden ise “Z kuşağı” dediğimiz neslin bu konudaki ilgisi. Ev Yeşili takipçileri arasında öyle çok çocuk var ki. Her gün bana bitkilerinin fotoğraflarını gönderiyor, Latince isimlerini soruyor, sohbet etmek istiyor ve doğaya ne kadar özen gösterdiklerinden bahsediyorlar.
Bana bitkilerini göstermek için anneannesine Instagram hesabı açtıran vardı, dünya tatlısı çocuklar J Yeşilliğe hasret neslin bir tutam yeşil için heyecanlandığını görmek beni bir taraftan üzerken bir taraftan teşvik ediyor. Onların sünger gibi her türlü şeyi emen zihinlerine olabildiğince doğru bilgi ulaştırmak için eğitim almak, kurslara katılmak, okumak, yazmak, denemek konusunda motive oluyorum. Bugün evindeki bir menekşeyi yaşatmaya çalışanların yarın betonlaşma karşısında duracağına inanıyorum. Bir kişiyi yeşillendirsem benim için büyük motivasyon.

5- Onlarca blog yazısı, youtube videosuna rağmen hala instragramdan soru yağmuru geliyor mu? Blogun “bitkime ne oldu?” kısmı oysa o kadar güzel ki..

Yağmur hiç durmuyor ve merak çok güzel bir şey. Sıkıntı yaratan şey ise bitkinin aldığı ışıktan geçmişine, yaşadığınız evin cephesinden toprak karışımına, sulama düzeninden kullanılan besinlerin miktarına kadar bilgi sahibi olmadan sorulara yanıt verebilmenin imkansızlığı. Tüm bunları bilsek bile o bitkiyi çıplak gözle görmenin ve toprağına elinizi sokmanın yerini asla tutamaz. Yeterli bilgi ile ancak ve ancak doğru noktalara yönlendirme yapmaya çalışıyorum diyelim.  Sadece bir fotoğraf gönderip “Bunun nesi var?” yazanların sayısı öyle çok ki. Doktorun kapısından girip “Başım ağrıyor neden?” dediğinizi düşünün. Ne yanıt alabilirsiniz? Ya da aldığınız yanıt ne kadar doğrudur? Bu sebeple videolarımı da yazılarımı da epey detaylı hazırlamaya çalışıyorum ama sanırım okumak biraz zor geliyor. 😊 Zira bana gelen sorunların %90’ı videolarda/yazılarda yanıtlanmış oluyor.

Hele bir de Ev Yeşili’nin tüm metin yazarlığı, sosyal medya yönetimi, video çekim ve montajları, sosyal mecralardaki sorularının yanıtlanması gibi işlerini tek başıma yaptığımı düşünürsek. Üstelik bitki bakımı desteği için fiziksel olarak gittiğim yerlerin yanında yürütmeye çalışıyorum Ev Yeşili’nin dijital işlerini. Rüyamda bile bitki buduyorum desem galiba yalan olmaz. 😊 Bazen gerçekten çok yoruluyorum ama bu güzel ve yeşil bir yorgunluk.

6- Ben de bir bitkisever olarak kaynak sıkıntısı yaşadığımı düşünüyorum. Biz bitkiseverlere kitap, makale, kaynak önerisi yapabilir misin?

Tek tek kitap/kaynak listesi vermek mutlaka birine haksızlık olacak. İlla ki birkaç isim zikretmem gerekirse RHS ve Kew yayınlarını da seviyorum, bitki bakım bloglarını da. İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan veya dilimize çevrilen çok güzel bitki bakım kitapları var. Türk ziraat mühendislerinin bitki üretim tekniklerinden tutun orman bitkilerine kadar çok güzel kitapları mevcut. “Türkiye’nin florasını okumak bana evdeki kaktüse bakarken ne fayda sağlayacak?” diye düşünmemek gerek. Coğrafyamızı ve doğal bitki örtümüzü öğrenerek nelerin buraya adapte olup olamayacağına dair fikir sahibi olmak çok kıymetli bence. Nitekim yaptığımız şey bitkilerin doğal ortamlarını evde veya bahçemizde taklit etmeye çalışmak. Bizim doğal ortamımızı öğrenmeden neyi nasıl adapte edebileceğimizi kestirmek zor gibi geliyor.

Kısaca üzerinde “bitki” kelimesi geçen her yayına göz atmaya çalışıyorum. Dijital ortamda ulaşamayacağınız içerik neredeyse yok. Burada önemli nokta içeriğin popülerliğinin doğruluğunun göstergesi olmadığını bilmek. Bir video, görsel, kitap, makale çok okundu veya çok izlendi diye doğru demek değildir. Yalnızca ilgi çeken bir içerik olduğu için de çok okunmuş veya izlenmiş olabilir. Nitekim yanlış veya yarısı doğru bilgi genelde doğru bilgiye göre çok daha hızlı yayılır.

Tüm sosyal medya adreslerini ekliyorum, eklemek istediğin bir şey var mı? Aşırı keyifle dinliyoruz. 😊

Ev Yeşili Websitesi : https://evyesili.com/
Instagram : https://www.instagram.com/evyesili
YouTube : https://www.youtube.com/c/evyesili

Bitkilerin canlı varlıklar olduğunu unutmamak gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Üstelik bize göre çok yavaş tepkiler veren ve yavaş işleyen sistemlere sahip canlılar. Bir elimizde makas bir elimizde sulama kabı ile koştururken gözlemlemeyi unutuyoruz. Onları dinlemeden kendi keyfimize göre ve bazen de doğalarına aykırı hareket etmelerini bekliyoruz. Sararmayan, solmayan ve her daim yeşil bitki isteyenler yapay bitki reyonlarına göz atabilir. 😊

Ayırdığın vakit ve içten cevaplar için şimdiden çok teşekkürler, sevgiler.

Keyifli sohbet ve sonuna kadar okumaya vakit ayıranlar için ben teşekkür ederim. Dilerim yeşillik kazanacak 😊 Sevgiler..

Diğer 18 aboneye katılın

Yukarıdaki kutuya e-postanızı bırakarak yeni yazılardan haberdar olabilir, buraya tıklayarak da birlikte kitap okuma etkinliğime katılabilirsiniz.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Daha Fazla İçerik
SD702419 2 scaled
Yağmurlu bir Şubat ve Koronavirüs
%d blogcu bunu beğendi: