Doğaya Dönüş Başladı – Bölüm I

Doğaya dönüş serisine geçen sene başlamış, kötü bir blog yazarı olmanın verdiği haklı gururla devam edemedim. Fakat bu kez şu anki sürecimizi, düşüncelerimi, tecrübelerimi, tarla alırken nelere dikkat etmek gerekir, köye göç etmek, doğada yaşamak gibi hepimizin hayali (bu blogu okuyorsan kesin öyledir diyorum) olan konuları içsel olarak yazacağım. Bu seriyi bir tarla alana ve bir gün göç edene kadar sürdürmeyi planlıyorum. Burada yazacaklarım umarım bir katkı sağlar, yanlışım olursa yorum olarak eklemeyi lütfen unutmayın. Biz blogcular için yorum ve paylaşma olabilecek en güzel şey.

Bir insan neden konfor alanından çıkmak ister?

ahşap ev, karlar içinde
Doğaya en uyumlu yapı ahşap evler

Konfor alanı, mutlu olduğumuz yerdir desek. Bir cümleyle anlatacaklarımı kısıtladım. Konfor alanı sevdiğimiz yerse mekanın adı dışında değişen tek şey şartlar. Sevmediğimiz bir şey bizi yorar. Çalıştığım iş, yaşantımız sorunlu değil, mutluyuz. Yüzeysel mutluluk diyorum ben buna. İçsel mutluluk tamamlanmaktan geçiyor. Tamamlanmak da (ben olarak anlatıyorum, “sen” ve olayı yorumlama şeklin farklıdır) hayalini kurduğun yaşamdır. Her sabah aynı işe git-gel yapıp 24 saatlik yaşamın 12 saatini yollarda ve dışarıda, 8 saatini uykuda harcayınca 4 saat kalıyor. Evet, yaşamak için 4 saat. Sıkışmışlık değil mi bu? 4 saat içinde tüm yorgunluğu ekleyince 1 film mi izleyeceksin? Spor mu?

Kapital düzen diye adlandırmak istemiyorum çünkü adım eleştiriyora çıktı. Oysa durup düşünen her insan 4 saatinin konforunu arttırmak için çabalıyor. Gerçekle yüzleşmek de lazım. Tam buraya parantez açmak isterim. Çalışıp kariyer yapmak, daha iyi ev, araç güdüsü olanlara asla lafım yok. Benim bahsettiğim dürtü ve yaşam arzusu benzer hisler hisseden mutsuzlara.. Mutluyum şehirlerde diyenler adına biz de çok mutluyuz, inanın. 🙂

Neden..

Bir paragrafı neden sorusuna yanıt değil toparlamak için yazdım. Konfor alanından çıkmak değil konfor alanına ulaşmak bunun doğrusu. Isınmak için odun yakmak, yemek yemek için üretmek, Güneşle mutlu uyanmak, kas ağrılarının birer iş, anı olduğunu hissedip güçlenmek, gülümsemek..

Tarlaya Ev Yapmak

Bu konu başlığını ilerleyen yazılarda detaylandıracağım ama şunu demeliyim ki, Türkiye’de doğada yaşamak, köye göç etmek yaşlı eylemi gibi. Gençseniz gidemezsiniz. Sistem suistimale çok açık anlıyorum ama doğaya ev yapmak bu kadar, bakın bu kadar zor olmamalı. Herkes için kolay değil ama ne bileyim bizler için bir hafifletici olmalı, gerçekten buna inanıyorum. Ormana torpille beton ev koyabilenlerin olduğu gerçeği.. Dupnisa Mağarası’na giderken solda yapılmış 3 katlı beton çirkin ev gibi.. Ormanın kalbindesin, köydesin öyle bir yapı, neyse.

Tarlaya ev yapmak istiyorsanız şunlar gerekli. Bölgesel farklılık gösteriyor en doğru bilgiyi İl özel idare, tarım ve belediyelerden öğrenebilirsiniz. Arsa alıp imarlı olarak bir şeyler inşa etmek en kolayı. Doğa içinde arsa bulmak günümüzde epey pahalı. Bütçe işi gerçi ama ben bizim yolculuğumuzla bağdaştırıyorum. Tarlaya ev koymak suistimal edilebilir bir eylem, hak veriyorum.

Bütçesi az ve bir tek şansı olan bizler için doğru hamle gerekiyor. 5.500 metrekare üzeri, kadastral yola cephe (en az 25m) ise bağ evi izni alma şansımız var. Biz hep 2-3 dönüm ormana yakın yer aradık. Her emlakçı kır evi yaparsınız da dedi. Burası yol, resmi abi de dediler (yol değilmiş). Her yaparsınız diyenden sonra İl idareye sorduk. Güldüler, yapılır ama kaçak olur dediler. Ahanda şunlar yapmış deyince o kaçak cevabı aldık. Ve bu durum bir süre sonra ne umut ne de inanç bırakıyor.

Doğada olmak ve doğada olmak.

İlk yazımın tam da burasında devamı gelecek deyip sizi sürpriz bir görselle uğurlayacağım. Yakın zamanda baktığımız hatta bu hafta sonu bir YouTube videosu çekmeyi planladığım büyük oranla alacağımız arazinin ilk görseli.. Nasıl bir mutluluk hali, tarif edemiyorum. Umarım bu serüven bir gün hayal ettiğimiz gibi sonlanır ve tam da orada başka bir macera başlar..

Sevgilerle.. Yorumlarınızı ağzım açık bekliyorum. 🙂

Doğaya dönüş daim olsun hepimiz için!

Evet kaya tırmanışı rotası bile çıkar karşı kayadan. 🙂
Doğaya dönüş temalı daha çok yazı..

Blog Instagram ‘dan da takip edebilirsiniz.

4 Comments Doğaya Dönüş Başladı – Bölüm I

  1. Kadriye 2 Haziran 2021 at 20:37

    İstegramdan görüp geldim, yazıyı okudum👍🏻Bence buraya ağaç ev değilde kerpiçten, taştan bir ev daha güzel olur(benim hayalim) dışını beyaza boyanır, kapının iki tarafında panjurlu pencereler, pencerelerin önünde sardunyalar, önünde erik ağaçları, hatta ağaçın birinde beyaz bir keçi bile bağlanmış, mml mel etrafa bakınıyor🤭😂😂

    Cevapla
    1. seyfidurmaz1 3 Haziran 2021 at 05:35

      Kır evi şartları ile demir ve ahşap kullanabiliyoruz, diğer yandan kerpiç de olsa yapı izni o kadar pahalı ki. Taş evi biz de hayal ettik ne yalan söyleyeyim. 😀 Panjurlu pencerelerden sonra hayallere daldım, çok teşekkürler

      Cevapla
  2. Mehmet 2 Haziran 2021 at 21:50

    Seyfi, ilk olarak mübarek olsun. İnşAlllah huzurlu bir yuvanız olur dileklerimle başlamak isterim. Bende şuan aileme ait bir köy evinde kalıyorum. Malasef bir arazi alacak kadar şuan param yok. Tüm birikimim ve şahsıma ait şuan için küçükten beri (ortaokul ve lise) bursum dan biriktirdiğim altınlar( şuan kripto paraya yatırdım 🙂 .) ve bir adet uzun yol için ekipmanları ile (çadır vb. yok) bisikletim(çalışarak aldım) var. Sorarsan eğer ee annen ve babanın varmış işte ama onlar benim değil çünkü onlar bunları kazanırken çok çabalıdılar. Onların emeklerine öyle oturmak bana yakışmaz. Şuan öğrenci olduğum için(üniversite son sınıf) onlarla kalıyorum. Her neyse ama benim küçük sırrım olan bir şeyi sen de çok iyi hissetmiş ve analiz etmişsin. Umarım bu yolcuğunda eşinle beraber güzel bir yuva kurarsınız. Eğer e posta arkadaşı arar isen aşağıya iletişim bilgilerimi bırakıyorum. Bir önceki mektup serinde tüm mektuplar spam olarak düşmüş şimdi fark ettim. Onları da müsait olduğumda okuyacağım. Ben 97 doğumluyum fakat senle aynı kafada olduğumuzu ve birbirimize bir çok şey katabileceğimize inanıyorum. Doğa ile kal. 🙂

    Cevapla
    1. seyfidurmaz1 3 Haziran 2021 at 05:37

      Kendin çalışıp, çabalayıp elde etme hissi çok farklı. Hayranlıkla okudum. Para meta olarak bir araç sadece. Biz düğün sonrası oluşan 1 şansımızı şehirden yana kullanmak istemedik. Bu fikir ve düşüncelerle elbet bir gün sen de dilediğin hayallere ulaşacaksın, laf olsun diye değil inanarak diyorum. 🙂 mailini kaydettim sen de her daim yazabilirsin.

      Cevapla

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir