Türkiye’deki VENEDİK – Kaynarca Köyü

Paylaştıkça çoğalır, sevgi..

Trakya’yı 6 yıldır kamp yapmak, trekking turları sayesinde bolca gezme şansı buldum. Haritada küçük görünse de birçok yerini hala bilmiyoruz ve gitmedik. Şeyda ile yollara düştüğümüz bir zaman soluğu Tekirdağ’ın Uçmakdere köyünde almıştık. Şirince’ye çok benzetmiştim. İçinden su geçen köyleri sanırım seviyoruz. Orada da su geçiyor ve halkı çok sıcak kanlıydı. Videosunu izlemek isterseniz buradan bakabilirsiniz.

Yolumuz Lüleburgaz’a düşmüştü ve Şeyda’nın “burada bir köy varmış, çok güzelmiş” demesiyle, “ee gidelim tabi ki” klasik bir gitme kararı aldık. İsmen bir kamp dönüşü ekmek aldığımız köy olarak aklımda vardı. Detaylı gezmediğim için pek anımsayamadım.

Kaynarca Köyü Nerede?

Kaynarca Köyü, Kırklareli merkezine 25, Pınarhisar’a 5 km yakınlıktadır. Doğusunda Pınarhisar’a doğru uzanan düz bir ova, batısında eski bağlık alan, kuraklığa dayanıklı meyvelikler ve güneyinde meşe ormanları var. Kuzeyinde Yıldız Dağlarının uzantısı olan Mahya Dağı (1031m.) köyün yakınlarına kadar uzanmaktadır.

Köyün içinde su geçen yerlerde bir sürü böyle köprü var.

Venedik misali..

Köyün içinde kaynayan dört büyük ve sekiz küçük kaynak suları birleşerek Kaynarca Deresini oluşturmaktadır. Arabayı park edip gezmeye koyulacağımız sırada köyün gençlerine “nereleri gezelim, önerileriniz nedir” diye sordum. Daha sonra iyice samimi olduğumuz Onur (@ogr_8) yaşına rağmen diksiyonu, samimiyeti ve bilgisiyle bizi epey etkiledi. Köy hakkında okuyarak bulamayacağımız hikayeleri, yerleri detaylıca anlattı. YouTube kanalıma geziyi videolaştırma fikri aklımda yoktu ama anlatısı ve ortamın güzelliği çok olmasa da video çekmeme neden oldu.

Gün batımında harika görseller sunuyor.

Çoban ve Değnek

“Çok eski zamanlarda Bulgaristan sınırları içinde bir çoban sürüsünü otlatıyormuş. Çobanın çok güzel bir değneği varmış. Değneğin üzerinde bir delik ve buradan attığı paraları, altınları topladığı bir de geleneği varmış. Tabi sevdiğini almak zor iş. Bir gün sürüden koyunlar suya düşmesin diye değneğini atmak zorunda kalmış ve Tuna’ya düşen değnek akan suyla sürüklendiği için bir daha da alamamış. Geçen zaman bizim çobanın yolunun Kaynarca’ya düşmesine neden olmuş. Tabi bu arada, sularla köye kadar gelen değnek o kadar güzelmiş ki, alıp köyün meydanına asmışlar. Çoban köye gelip de değneği görünce “bu benim” deyip sahiplenmiş. Köy halkı “nereden bilelim, kanıtla” diye atıf yapınca değneği alan çoban, deliği açıp parayı, altını masaya dökmüş.”

Bunu Onur’dan dinledik ve ortama tam olarak uyan bir hikaye. Yazının ilerleyen kısmında başka bir genç suyun iyileştirdiğine olan inancın hikayesini de anlattı hatta öyle güzel anlattı ki videoya aldım onu. 🙂 Heyecanlı ve bunu övünerek paylaşması beni çok mutlu etti.

Sokak aralarında kaybolmalık köy, Kaynarca.

İşleniyor…
Başarılı! Listeye girdiniz.
Yazının girişinde bahsettiğim video, Uçmakdere Köyü.

Yene / Evliya Çelebi

Yene, bölgede yaşamış rumlar tarafından kullanılmış adıdır. Yene Rumca “su kaynağı”, “pınar” gibi anlamlar taşır. Şivesel olarak “Yani, Yano” gibi de dillendirilmiştir. Evliya Çelebi Özü Kalesi fethi müjdesini padişaha ulak olarak iletmek için yola düştüğünde yolu Kaynarca Köyü ‘nden geçer. Evliya Çelebi bu seyahati sırasında buralardan şöyle bahseder.

“Bin yüz adet bağlı bahçeli kiremitli evleri vardır. İki hanı, bir küçük hamamı, cami ve dükkanları var. Burada melek Ahmet Paşa’ya yetişip, Vize Paşası’na mektuplarını verdim. Burada kayalar arasından bir su kaynar ki; sanki Kevser şarabıdır. Bu suyun Tuna’dan kaynaklandığı gerçektir. Çelebi Sultan Mehmet zamanında Tuna’ya saman ve kömür dökülünce bu pınarlardan samanlı ve kömürlü su çıkmıştır. “

Evliya Çelebi
Kaynarca Köyü, Meydan
Dji Mavic Mini kadrajından..

Yollar yeniden düşecek!

Bu yazı da köyden birçok şey eksik kaldı. Köyde mağara, kilise, gizemli bir ev, değirmen de var. Hepsinin de harika hikayeleri.. Bu yazıyı birinci bölüm olarak düşünüp, tamamını yaşamak için yolunuz umarım oralara düşer. 🙂 Yine yazımda olmayan, eklenerek daha da güzel bir kaynak olacağını bildiğiniz şeyleri yorum olarak eklerseniz çok sevinirim. Biz köydeki çay bahçesinde geç saatlere kadar oturup günü öyle bitirdik. Alabalık yemek için zamanında İstanbul’dan akın yaşanırmış. Eleştirmek olarak değil de, alabalık pek lezzetsiz geldi bana. Derenin tadı birebir geçen balık, sanki eski günlerdeki tadında değil hissi ve tadı aldım. Halkı oldukça sıcak kanlı. Elimde kamerayı gören direkt soru sorup, muhabbete girişiyor. Yada direkt siz bir şeyi rahatlıkla sorup, sokaklarda keyfini çıkara çıkara gezebiliyorsunuz. Bir sonraki seyahatimizde eksikleri de detaylıca görüp, yazıya, videoya dökeriz umarım. 🙂

Kiremitte Alabalık

Bonus Bilgi

YouTube kanalıma buraya tıklayarak abone olabilir, yeni seyahatleri izleyebilirsiniz.
Instagram hesabımı buraya tıklayarak takip edebilirsiniz.


Paylaştıkça çoğalır, sevgi..

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir